Almanya Chat Sohbet

Perşembe, 24 Mar 2016 yorum yok

Almanya da yaşayan Gurbetci vatandaşlarımızla sizler de hasret ve özlemlerinize son vermek, ve burada yaşayan Alman bayanlarlar ve Erkeklerle ileriye dönük güzel bir arkadaşlık kurmak istiyorsanız sizleri de sohbet sitemize bekliyoruz.
İnsanların günlük yaşamlarını sürdürmeleri için Türkiye de yetersiz imkansızlıklak için Ailesini gecindirmek yada geleceğe dayalı güzel bir yatırım yapmak için ekmek kazanmakiçin güzelim ülkesini vatanını bırakıp gurbet ellere göç eden Türk vatandaşlarımızın yerleştiği Almanya da son zamanda sayısı gün geçtikce artan Türk insanının burada artık belli bir süre çalıştıkdan sonra tekrar burnunda kokan havası toprağı su’yunu özlediği Türkiye’ye olan Özlem ve hasretlerini gidermek için sizlere üyeliksiz ve ücretsiz bir şekil de vermiş olduğumuz Almanya sohbetsitemize sizler de giriş yaparak buradaki Almanya da yaşayan Alman bayanlarla tanışabilir ileriye dönük güzel arkadaşlıklar kurabilirsiniz.

Sitemiz odaları üzerin de sizler de lütfen seviyeli bir şekil de diğer kullanıcılarımızla muhabbet edebilirsiniz. Son Zaman da sayıları hızla artan yazılı siteler den Almanya yazılı Chat sohbet hizmeti veren bir kaç site site Ismini sizlerle paylaşmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Almanya sohbet siteleri
1- Almanya Sohbet
2- Almanya Chat
3- TurkChat

bu yukarıda vermiş olduğumuz siteler sizlere Avrupa gurbet sohbet siteleri olarak hizmet veren Türkiye’nin ve Avrupa’nın 1 numaralı eğlenceli ve arekadaşlık siteleri olarak sizlere hizmet vermektedir. Sitemiz odaların da sizler de kendinize her yaş ve her zevke Uygun yeni insanlarla tanışabilirsiniz. Hem sohbet etmenin keyfinin yaşarken bunun yanında Radyo kanalımızda sizler de Radyo yetkili arkadaşlarımızın Dj görevli dostlarımızın sizlere 7/24 canlı performons ve anonslar eşliğinde sizlere güzel bir müzik keyfini yaşatıyorlar.

 

Oyun ve eğlence odalarımzıda sizler de güzel vakitler gecirebilirsiniz. Almanya da yaşayan dul zengin Alman dul bayanlarla sitemiz üzerin de tanışabilir ileriye dönük güzel arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Unutmayınız her ne Kadar sanal bir ortamda olsanız bile Bilgisayarların arkasında gercek bir insanın ve kimliğin olduğunu unutmayınız onun için Almanya Chat odalarımıza giriş yapan kullanıcılarımız tamamen seviyeli ve ciddi bir şekil de argo, küfür, rencide edici hal ve hareketlerde bulunmaları sitemiz yönetimi tarafından yasaklanmıştır. Sizlerin daha iyi ve güzel bir ortamda yeni arkadaşlarla tanışmanız için sizlere her Zaman en iyi hizmeti üyeliksiz ve ücretsiz bir şekil de vermeye devam ediyoruz. Almanya da kendine yeni kızlarla yada erkeklerle tanışmak ve ileriye dönük güzel bir beraberlik arkadaşlık kurmak istiyen siz değerli misafirlerimize sitemiz odalarına giriş yaparak Nick (isim listesi) statüsünde hoşunuza giden bir Nick’e tıklayarak isterseniz özel (privat) bire bir görüşme yapabilirsiniz isterseniz Kanal genelinde çoklu sohbet’lere katılabilir, Bilgi alış veriş ve şiir gibi paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Herkese hoş kaliteli ve seviyeli sohbet’ler diliyoruz.

Categories: Chat, Sohbet Tags:

Bir KELİME

Cumartesi, 12 Mar 2016 yorum yok

Fırtınalardan sonra,
Bıraktığın tortular arasında
Öksüz kaldı,yüreğimde sevda Nasıl da yorgunum, yalnızlığımın çıkmazında,
Dilim lal, kalbim ayazda kardelen,
Her şeyim sensizlik.
Her yanım yarım,
İçimin kuytuları keder yüklü…
Sevdanın nameleri kulaklarımda.
Usumda ki yüzün karanlık,
Korkuyorum kendimden, kendimde ki senden,
Yalnızlığımın koynunda , dinleniyor gönül evim…
Sızılar içinde, dinlenmeler.
Yetmedi mi?Sevgili…

Biliyor musun?
Yüreğimin suskunluğunda yankılanıyor,
Sessiz hıçkırıklarımda çığlığım…
Suskunluğumla bağladım yüreğimin yamalarını.
Yama tutmuyor artık suskunluklarım, sensiz ve sessiz,
Çatlayan gönül toprağım, kurumuş can/sızım.
Devası var mı? bu sevdanın.
Devası var mı ?Sevgili…
Sonsuz, doyumsuz sevdanı savur yaralı yüreğime,
Merhem ol yaralarıma,
Nefesinle ısıt ,aydınlat karanlıklarda ki ruhumu.
Kır gönlümdeki kaleleri, kurtar!
Kurtar bizi, mülteci sevdalardan…

Öznesi çalınmış sözcükler de susma, ben gibi.
Yüreğimin/in kısılan sesini aç ve konuş sevgili,
Bir şeyler söyle, susma ölüm gibi…
Ölümün bile sesi var sevgili.
Yetmedi mi ?kör kuyularda ,suskunluğumuz,
Yetmedi mi ?sevgi ırmaklarını içimize akıtmamız,
Yetmedi mi? Yüreklerimizde, sevdayı sınır dışı edişimiz.
Yetmedi mi? Sevgili…Yetmedi mi?

Vurgun yemiş bahtımızda saklı sevda ateşi,
Öyle büyüktü ki…
Karanlıkların korkutamadığı,
Her rüzgar savuramaz,
Her ateş yakamaz ,
Her soğuk üşütemez di BİZİ.
Gözlerinden, gözlerime akarak
Yüreğime savurduğun sevda filizlendi,
Tomurcuğa durdu,
Sevda ateşi yaktı kavurdu,
Bin yıl sönmeyen ateş misali,
Yandı bağrımız da,kor oldu,
Gam oldu, kan aktı,
Oluk oluk yürek ırmaklarımızdan
Kangrenleşti onulmaz yaralarımız,
Bunca hasret, acı, sızı
Yetmedi mi?Sevgili.Yetmedi mi?

Biliyorsun!
Küçük kız çocuğu yetimliğimde,
Korkuyorum sensizlikten, üşüyorum,
Donuyor ellerim ,ellerin olmadan,
Kokunu ,sesini ,nefesini özlüyorum,
Kanıyor yüreğim ,yüreğinden uzak,canımın içinde,
Dindir karanlıklara mahkum yüreğimizi,
Bu kadar uzak olmak reva mı sevgili,
Reva mı? Sevene reva mı?
Yetmedi mi? Sevgili . Yetmedi mi?

‘’Gel’’
‘’Gel’’yitik sevdamın durgun limanı,
Sürgün ömrümün ilk durağı.
Sarıl öyle bir sarıl ki,
Deli sevdam hapsolup ,zincirlensin kollarında,
Gel bee karasevdam…
Öyle bir öp ki gönlümün çatlamış dudaklarından
Unutayım aldanmışlık adına ne varsa.
Gel bee sevgili gel …
Kurtar beni oyuncu yalancı karakterlerden
Unutayım sahte sevdaları.
Unutayım yalan aşklar adına tüm bildiklerimi,
Bir ses ver sevgili ,bir nefes ,umudum olll.
Gel bee ceylan gözlüm gel kurtar beni..
Gözlerimde ki yağmur yüklü bulutlardan
‘’Gel Yüreğimin Sızısı Gel’’
Diyorsun sevgili
‘’Gel’’ ‘’Gel’’ ‘’Gel’’

Gelemem ki.
Bilirsin…
Sahte sevdalar ,oyuncu yüzler ,
Yalancı karakterlerle olamam .

Sen ,sen ki….
Ahhh!!! Koca Çınar!
Gönül bağımızın boynunu bükme,
Sahteliklerde, karanlık dipsiz kuyularda,
Kangrenleşen yaralarla, bırakma.
Hayallerde avutma, vuslat umudu ile.
Tahtaları çürümüş, yaşlı eski bir gemi misali okyanuslarda,
Rotasız yollara vurma yaralı yüreklerimizi.
Tüm olumsuzluklarla , eşkiyalaşan sevdamızı,
Ve…
O yüce yüreğini/mi,
Sevgisizlik diyarın da yok etme Sevgili…

Şimdi Söyle Sevgili Söyle ,
Yoksa, yoksa benn…
Ben!
İmkânsız mı ? Sevdim.
Ben!
İmkânsızı mı? Sevdim Sevgili,
İmkân/sızı mı?

Categories: Şiirler Tags:

Ahh Sol Yanım Üstadım

Cumartesi, 12 Mar 2016 yorum yok

Ahh Bee Üstadım;Dilsizliğimin bilmem kaçıncı mevsimindeyim Dinle bakk!!!Sol yanımın çığlığını bir bir anlatayım,Yüreğine koştuğum kara sevdam ,Üstadım……

Yüreğim..
Kanıyor, kangrenleşen sensizlikten.
Yokluğuna yürüyor sessiz, yalnız saatlerim. ,
Görmediğim, sesini duymadığım,
Gözlerine bakmadığım her an özlüyorum,
Hasret yüreğimi parçalıyor,
Tam ortasından .
Yokluğunun şarkısı çalıyor, gönül tellerimde,
Ahh sol yanım,
Üstadım…
Özlüyorum çok özlüyorum.

İçimde seni seven bir kadın var.
Ömrünün sürgününde aşka vurgun,
Sana gelmiş…
Yaşamımı, yorgun yüreğine yaslayarak,
Üşümüş, yetim çocuk gözlerimdeki,
Ürpertiydi bakışlarım…
Ellerim hasretti ellerine.
Küskün, korkak, dokunduğunda akıverecek gözyaşlarım.
Titriyor,titriyor…
Başımı okşamasan da, sarılıp koklamasan da,
Kanadı kırık sevdan da, hapsoluyor özlemim,
Susuz kalmış, solmuş gönül çiçeklerim, kuruyor, içimi acıtarak,
Rüzgârlarda savrulmuş acıyıp, duran yüreğim,
Yeniden kanattığın yaralarla çok acıdı.
Ahh sol yanım,
Üstadım…
Acıyor çok acıyor canım…

Yüreğimde ki yaranın, ağrıları,
Sustuğumda, gırtlağımda kopan çığlıklar,
Dallanıp, budaklanıyor her ahh çekişimde,
Dolanıp duruyor yorgun, bedenimin boynuna…
Her seferinde sevdamı asıyorsun, darağaçların da.
Nefesim, nefesimse tükeniyor, duyulmuyor sesim…
Haykırışlarımda çağlayan suların sesi kısık,
Uzaklarda çok uzaklarda,
Ayrılık ve hasret ırmakların da,
Boğuluyor hayallerim,
Ahh sol yanım,
Üstadım…
Boğuluyor, boğuluyor hayallerim.

Sana dair, çok da fazla olmayan anılarıma,
Çerçeveleyip astığım, Adın…
Dua ,dua oldu…
Bir dua ki, asılı kaldın dudaklarımın iki yakasında,
Zaman, yokluğunun kokusuna alıyor, ruhumu,
Yorgun akşamların, bitkin sabahında,
On binlerce birikmiş cümleyi,
Kuruyan dudaklarımda toparlayıp,
Bir konuşabilsem, neler söyleyeceğim,
Yüreğimi,
İçimin;
Yıkık, virane duvarlarının dibinde bırakarak,
Suskunluğumla, kilitleyip sesimi,
Sustum,
Dilsizim.
Ahh sol yanım,
Üstadım…
Şimdi Dilsizim Dilsiz…

Categories: Şiirler Tags:

Aşkın Rehaveti

Cumartesi, 12 Mar 2016 yorum yok

Koşuyorum sen sanıp sola sağa her sese
Işıltını özleyince dalıp gidiyorum güneşine
Nefretim var seni görmemi engelleyen her sise !
Kırgınlığım sana değil sen olmayan herkese

Seni Düşünüyorum birazda sinirliyim
Sana diye bitmiyor nefrete kinim
Duyguları taşıyamıyorum artık izninle bitebilir miyim ?
Acaba kalbimde taşıdıklarımı ellerimde taşıyabilir miyim ?

Kalbim karşılığını alırsa gerçekleştirecek hayallerini
Alamazsa şayet sever mi acaba başka birini
Ben senim kontrol edebilir miyim acaba beynini
Yoksa başka biri dizginleyecek elleriyle eğerini

Categories: Şiirler Tags:

Yağmur

Cumartesi, 12 Mar 2016 yorum yok

Bakışlarımı insanlara çeviremem
Kimseye bakamam şu anda
Eğiyorum başımı yere bakıyorum
Yağan yağmurun altında

Görüntü bulanıyor sürekli
Durmaksızın bir dalgalanma
Yüzüm bozuluyor, dağılıyor
Yağan yağmurun altında

Yüzümü görmek istemiyorum ama
Bütün kederlerim bana yansıyor
Sırılsıklamım, perişanım
Yağan yağmurun altında

Göklerin bağırışı kulaklarımda
Bana bağırıyor sanki
Yerin altına girmem için
İnsanlardan kurtulmam için son çağrı misali
Korkuyorum, ürküyorum
Yağan yağmurun altında

Categories: Şiirler Tags:

Ayrılık Zamanıdır Sonbahar

Çarşamba, 24 Şub 2016 yorum yok

Dal sevdasız, yaprak vefasız
Hep ağlamaklı bulutlar
Bir şeyler kopar gider içimden
Ayrılık zamanıdır sonbahar

Sonbaharda üşür ellerim
Sonbaharda kaybolur düşlerim
Bir meçhule doğru yürür giderim
Ayrılık zamanıdır sonbahar

Dağıtır saçlarımı bir deli rüzgar
Savrulurken sokaklarda kuru yapraklar
Saçaklarında yağmur, dağlarında kar
Ayrılık zamanıdır sonbahar

Bahçemde güllerin boynu bükülür
Giderken kırlangıçlar, turnalar
Menekşeler ölür, karanfiller ölür
Ayrılık zamanıdır sonbahar

Uykularım parça parça, rüyalar yarım
Aydınlık içinde karanlıklardan korkarım
En güzel şarkıları bile duymaz kulaklarım
Ayrılık zamanıdır sonbahar

Ağıt sesleri duyulur adım başı
Hüzün dolar evler, sokaklar
Kaybedersin en yakın dostu, arkadaşı
Ayrılık zamanıdır sonbahar

Kazım Üçok

Categories: Şiirler Tags:

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni

Çarşamba, 24 Şub 2016 yorum yok

Ne güzel şey hatırlamak seni:
Ölüm ve zafer haberleri içinden,
Hapiste
Ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
Bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
Ve saçlarında
Vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
İçimde ikinci bir insan gibidir
Seni sevmek saadeti…
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
Güneşli bir rahatlık
Ve etin daveti:
Kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
Sıcak koyu bir karanlık…

Ne güzel şey hatırlamak seni,
Yazamak sana dair,
Hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
Filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
Kendisi değil
Edasındaki dünya…

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
Bir çekmece
Bir yüzük,
Ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
Fırlayarak yerimden
Penceremde demirlere yapışarak
Hürriyetin sütbeyaz maviliğine
Sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
Ölüm ve zafer haberleri içinde,
Hapiste
Ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Categories: Şiirler Tags:

Sensizlik Çok Acı

Çarşamba, 24 Şub 2016 yorum yok

Sensizlik öğle acı veriyor ki bana
Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara
Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte
Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma
Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta
Mutlu olacağım belki öbür dünyada
Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı
Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı
Bense kıymetini bilemedim belki de
Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda
Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana
Ben bir kere sevdim bunu anlasana
Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha.
Onun sadece sende olduğunu anlasana
Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda
Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana.
Bir kez daha benim yanımda olsana.

Categories: Şiirler Tags:

Koyun Zekası

Salı, 23 Şub 2016 yorum yok

İnsan beyninin yüzleri görsel olarak tanımak için geliştirdiği özel sinirsel mekanizmalar, bize yüzlerce değişik bireyi tanıma , hatırlama ve onları düşünme yeteneği sağlıyor. Koyunlarsa, koyun işte !.. Bize sorsanız hepsi birbirine benziyor. Oysa onlar insanlar için aynı şeyi düşünmüyor anlaşılan. Bir araştırma, koyunlarında benzer bir beyin organizasyonu sayesinde hem kendi hemcinslerinden bireyleri, hemde farklı insanları tanıdıklarını ve oldukça uzun süre belleklerinde tuttuklarını ortaya koydu. Cambridge’deki (İngiltere) Babraham Endüstri Bilimsel ve Gelişimsel Nöroloji Labaratuvarı’nda Keith M. Kendrick ve ekip arkadaşlarına göre insanlar gibi koyunlarında beyinlerinin şakak ve alın loblarında, sosyal yaşamın gerekli kıldığı bu zihinsel işlemi kolaylaştıran uzmanlaşmış sinir sistemleri bulunuyor.

 

Ekipçe yürütülen deneyler, koyunların 50 başka koyunu tanıyıp görsel özeliklerini iki seneyi aşan bir süre boyunca belleklerinde tuttuklarıı ortaya koymuş bulunuyor. Araştırmada ortaya çıkan bir başka sonuçda, bu uzmanlaşmış sinirsel devrelerin, uzun süreli ayrılıklardan sonra dahi farklı koyun ve insan yüzlerini seçici bir biçimde kodlayabilmeleri.
Deneyde 20 koyun, yüzleri tanımak için eğitilmiş. Bunun için labirente sokulan koyunlara, ayrı odacıklarda 25 çift koyunun önden çekilmiş yüz resimleri gösterilmiş. Resimlerden biri, yiyecek ödülüyle birlikte gösteriliyor. Hayvanlar, 30 turdan sonra yiyecek sağlayan yüzleri %80 doğrulukla tanımışlar. Daha sonra 4-6 hafta boyunca 400-500 deneye daha tabi tutulan hayvanların , yeniden eğitilmeye gerek göstermeksizin, önden tanıdıkları yüzleri profillerindende tanıyabildikleri görüşmüş.

 

Daha sonra hayvanların tanıdıkları yüzleri ne kadar akıllarında tutabildiklerini belirlemek için 800 güne kadar uzayan çeşitli aralıklarda testler yinelenmiş. Hepsinde de koyunların resim tercihlerini doğru olarak yaptıkları görülmüş. Ancak, 601-800 gün sonrasında denek koyunların doğru resimleri hatırlama gücünün belirgin biçimde azaldığı gözlenmiş.

Categories: Bilim Tags: ,

Nano Bilgisayarlar

Salı, 23 Şub 2016 yorum yok

Elektronik devrelerin mikrometre (metrenin milyonda biri) ölçeklerine düşürülmesi , son 25 yıl içinde gözlenen bilimsel ve ekonomik gelişmelere damgasını vurmuştu. Son birkaç yıldırsa araştırmacılar, nanometre (metrenin milyarda biri) ölçeğindeki mekanik ve elektronik sistemlerle gerçekleştirilebilecek aydıtların düşlerini kuruyorlar. Nano teknoloji uygulamalarını heyecanla bekleyen potansiyel müşterilerin başında bilgisayar endüstrisi geliyor. Aslında nanometre ölçeğinde bazı devre elemanları kazıma “etching”, püskürtme (depositing) yada baskı yöntemleriyle gerçekleştirilmiş bulunuyor. Ama nanoteknolojinin bir patlama yapmak için aşması gereken sorunların başında mikrodünyanın kurallarına göre işleyen araçlarla , tanıdığımız makro dünyanın araçlarını birleştirecek arayüzlerin yokluğu geliyor. Bu darboğazlardan biride birkaç atom yada molekül büyüklüğündeki deve parçalarınıişlevsel bir yapı içinde bir araya getirmek. Buysa söylendiği gibi kolay bir iş değil. Örneğin , nanometre ölçeğindeki devre elemanlarını birbirine yada başka makroskobik parçalara bağlamak gerekiyor.

 

Ancak geçtiğimiz ay Science dergisinde yayınlanan iki makale, nanobilgisayarlar yönünde dramatik gelişmeler için umut ışığı yaktı. Geçtiğimiz yıllarda nanoteknoloji araştırmacıları, molekül ölçekli yarıiletken nanoteller yada karbon nanotüplerden transistorler geliştirmişlerdi. Dergide yayınlanan araştırmalarsa, moleküler ölçekli elektronik uygulamalarını ilk kez “parça” düzeyinden çıkarıp, çalışabilen “devre” düzeyine taşıyor.

 

Nanodevrelerde aranan iki önemli koşul var:
Bir kere, devrenin parçaları olan transistörlerin, çıktı / girdi oranı 1′in oldukça üstünde olan bir sinyal güçlendirme yada “güç kazancı” sağlaması gerekiyor. İkinci koşulda devredeki her transistörün, kendi yerel kapı kontağınca kontrol edilmesi.. Hollanda’nın delft Teknoloji Üniversitesi Uygulamalı Fizik Bölümü’nden Adrian Bachtold ve ekibinin bu koşulları gerçekleştirmek için kullandıkları araç, karbon nanotüpler (Bkz: Bilim ve Teknik, Karbon Nanoyapılar, Sayı 398 [Ocak 2001] s.46-51). Ekip, daha önce gerkeçleştirdiği bir deneyde, bir silikon yüzey üzerinde iki metal kontağa tutturulan karbon nanotüplerin günümüz mikrobilgisayarlarında kullanılan Alan Etki Transistörleri (Field Effect Transistor) gibi davrandığını bulmuş. Ancak ilk deney başarısız olmuş. Nedeni, Kontrol kapı kontağı olanak silikon tabanının bütününün kullanılması. Böyle bir tasarıma çip üzerine yerleştirilen transistörlerin hepsinin birden aynı anda açılıp kapanması gerekiyor. Ayrıca, kapı kontağı ile nanotüp arasındaki yalıtkan da görece kalın olduğundan ve kontak ile nanotüp arasında yeterli kapasitans sağlanamadığından güç kazanımı 1′in altında kalmış. Bachtold ve ekibi, yeni deneylerinde önce elektron demeti litografisi yöntemiyle çip üzerine her transistör için alüminyumdan yerel kapı kontakları koymuşlar. Daha sonra alüminyum uçlar üzerinde çok ince bir yalıtkan tabaka oluşturmak için bunları havayla oksitlendirmişler. Kalınlığı büyük ölçüde azalan yalıtkan tabaka, yeni nanotüp transistörlerin 10′un üzerinde bir kazanç oranıyla bağımsız çalışmasına olanak sağlamış. Ekip, transistörleride lilitografi tekniğiyle yapılan altından bağlantılarla birbirine bağlayarak bir dizi mantık devresi oluşturmuş.

 

Harvard Üniversitesi Kimya ve Kimyasal Biyoloji bölümünden Hu Yuang ve ekibiyse, “YA DA” ile “VE” mantık kapıları için yalnızca diyotlardan yararlanmışlar, ancak öteki devreleri yapabilmek için nanotel Alan Etkisi Transistorleri kullanmak zorunda kalmışlar. Bachtold ekibininkiler gibi Hardvard’lı araştırmacıların Alan Etki Transistörleri de ince yalıtkanlı yerel kapı kontaklarına sahip. Böylece kolaylıkla transistör devrelerine bağlanabiliyorlar. Hu yuang ve ekibinin geliştirdiği yöntemin iki önemli özelliği , çapraz geometride yerleştirilen nanotellerin kesişme noktalarının da gerçekten nanoölöekli olması ve böylece tüm düzeneğin gerçek nanometre ölçeğine kadar küçültülebileceğinin işaretini vermesi (her iki deneyde kullanılan çipler hala mikrometre boyutlu). İkinci önemli özellik, kontaklar dışında nanotel devrelerin litografi gibi “yukarıdan aşağı” yöntemlerle değil, mikroakışkanlar kullanımı yoluyla, çok sayıda paracığın paralel olarak aynı anda üretilmesine olanak veren “aşağıdan yukarı inşa” tekniğiyle yapılmış olması.

 

İki yöntem , hem tasarım , hemde kullanılan nanoölçekli yapılar bakımından birbirinden ayrılıyor ve böylece nano bilgisayarlar yapımı için farklı yolların varlığını gösteriyor. Ancak ikiside devrelerin çeşitliliği ve karmaşıklığı açısından , daha önce farklı araç ve yöntemler kullanılarak geiştirilmiş nanodevre düzeneklerinden çok ileri. Daha önce V. Derycke ve ekibi, bir silikon taban üzerinde , kimyasal işlemlerle güçlendirilmiş nanotüpler yerleştirerek bir “HAYIR” mantık kapısı (invertör) gerkeçleştirmişti. J.H. Schön ve ekibiyse , bir taban üzerine organik moleküllerden tek bir katmana, hatta tek moleküllere ayalı Alan Etki Transistörlerinden kurulu, çalışan bir invertör yapmayı başarmıştı. Kuram ve uygulamalardaki hızlı ilerleme, bilimkurgunun gerçeğe dönüşmesi için umut veriyor. Ancak moleküler düzeydeki parçalardan oluşan , işleyen, ticari ucuzlukta bir bilgisayar gerçekleştirmek için daha çözümlenmesi gereken önemli sorunlar var: Herşeyden önce yalnızca moleküler ölçekte bazı parçaları olan değil , tümüyle moleküler ölçekte olan devreler gerekli. Parçalar arasındaki boşluğu moleküler düzeye indirecek yöntemler (nanotel gibi) umut verici. Karbon nanotüplerin kimyası, bunların değişik (örneğin, elektiriksel) özellikte olanlarını seçebilme ve oluşturma konusunda artan bilgi ve beceride nanobilgisayar mimarlarının işini kolaylaştıracak türden. Bütün bunlar, örneğin, 1 trilyon devrenin 1 santimetrekare alanlı bir çip üzerine yerleştirilmesini kurumsal olarak olanaklı kılıyor. Bir trilyon devreyle ne yapılacağı, bunların nasıl birbirine bağlanacağı, 1 trilyon devrenin aynı anda çalışmasının oluşturacağı sıcaklığın devrelerdeki molekülleri etkilemesinin nasıl önleneceği, üstelik bütün bunların nasıl hızlı ve ucuz bir biçimde gerçekleştirilebileceği ise ayrı mesele.


Bu olsa bile bu nanobilgisayarların nerede kullanılacağı henüz kesin değil. Görünen o ki “NanoPC” ler biz sıradan insanların alım gücünü, gereksinimlerini ve de en azından çoğumuzun bilgisayar kullanım becerisinin düzeyini aşıyor. “Yapay Zeka” araştırmacılarının ise heyecanla ellerini ovuşturduklarından kuşku yok.